Yıllık İzin Devreder mi, Kullanılmayan İzin Yanar mı?
Devreder. Kullanılmayan yıllık izin yanmaz: 4857 sayılı İş Kanunu m.53 uyarınca izin hakkından vazgeçilemez ve kullanılmayan günler sonraki yıllara aynen taşınır. Çalışma sürerken izin paraya çevrilemez. Hak ancak iş sözleşmesi sona erdiğinde ücrete dönüşür (m.59) ve bu alacakta zamanaşımı fesih tarihinden itibaren 5 yıldır.
"İzin yanar" diye bir kural yok
Türk iş hukukunda yıllık iznin yıl sonunda silinmesini öngören hiçbir hüküm yoktur. Tam tersine m.53, izin hakkından vazgeçilemeyeceğini açıkça söyler. Kullanılmayan günler bir sonraki yıla, oradan sonraki yıllara devreder ve bakiye sınırsız birikebilir. İşyeri yönetmeliğine ya da sözleşmeye yazılan "kullanılmayan izin yıl sonunda düşer" türü kayıtlar işçi aleyhine sonuç doğurmaz, geçersizdir. Çalışma sürdüğü müddetçe zamanaşımı da işlemez: on beş yıl önce hak edilip kullanılmamış günler bile bakiyede durur ve fesih anında son ücret üzerinden ücrete dönüşür.
Devrin serbest olması, ertelemenin amaçlandığı anlamına gelmez. Esas olan, her hizmet yılında hak edilen iznin izleyen hizmet yılı içinde kullandırılmasıdır (m.56 ve Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği) ve kanun bu kullandırma yükümlülüğünü işverene yükler — izin dinlenme hakkıdır, işverenin kullandırıp kullandırmama konusunda takdiri yoktur. İzin tarihini belirlemek zaten işverenin yönetim hakkına girdiğinden, işveren birikmeyi çalışanın talebini beklemeden, yıl içine yayılmış bir izin planlaması yaparak da eritebilir.
Çalışırken paraya çevrilemez
Kullanılmayan iznin ücrete dönüştüğü tek an fesihtir: m.59, izin ücretini yalnızca iş sözleşmesinin sona ermesine bağlar. Çalışma sürerken "izin yerine para" anlaşması yapılamaz. Yargıtay'ın yerleşik çizgisine göre iş ilişkisi devam ederken ödenen izin ücreti izin hakkını ortadan kaldırmaz, avans niteliği taşır ve fesihte hesaplanacak izin alacağından mahsup edilir. Dinlenme hakkı ise ayakta kalır: işçi o günleri yine fiilen izin olarak talep edebilir. Parayla kapatılmış görünen her izin, hukuken hâlâ açıktır.
Bu kural birikmiş izni işveren için gerçek bir bilanço kalemine çevirir: her kullanılmayan gün, ileride — üstelik fesih tarihindeki son çıplak brüt ücret üzerinden — ödenecek bir yükümlülüktür ve her ücret zammı geçmiş yılların izin borcunu da sessizce büyütür. Fesihte kalan tüm günlerin ücreti tek kalemde ödenir. Bu ödemenin nasıl hesaplandığı ve vergilendiği, işten ayrılırken izin ücretini anlatan ayrı rehber sayfamızın konusudur. İşveren tarafında doğru refleks, bakiyeyi yıl içinde planlı biçimde eritmektir.
Zamanaşımı, geriye dönük talepler ve ispat
İzin ücreti alacağında zamanaşımı 5 yıldır ve süre, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihte işlemeye başlar (4857 sayılı İş Kanunu Ek m.3 — 7036 sayılı Kanun'la eklendi — ve m.59). Pratik sonuç ikilidir: çalışırken hiçbir izin günü zamanaşımına uğramaz, fesihten sonra ise birikmiş tüm yılların ücreti 5 yıl içinde talep edilmelidir. Geriye dönük yıllık izin talebinde sınır, iznin kaç yıl önce hak edildiği değil, feshin üzerinden geçen süredir: 12 yıllık birikim de fesihten itibaren 5 yıl içinde istenebilir.
İhtilafta ispat yükü işverendedir: izinlerin kullandırıldığını işveren, imzalı izin kayıt belgesi ya da eşdeğer yazılı belgeyle kanıtlamak zorundadır, tanık beyanı yeterli görülmez. İzin kayıt belgesi tutmak zaten yasal yükümlülüktür (m.56 son fıkra, Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği m.20). Kayıt yoksa mahkeme, işçinin izinlerini kullanmadığı yönündeki beyanını esas alır. Yıllar önce fiilen kullandırılmış ama belgelenmemiş izinler, fesihten sonra bir kez daha ödenecek faturaya dönüşür.
| Devir kuralı | Kullanılmayan izin sonraki yıllara devreder — yanmaz (m.53) |
| "Yıl sonunda düşer" kayıtları | Geçersiz — izin hakkından vazgeçilemez |
| Çalışırken paraya çevirme | Yapılamaz: ödense bile hak kalkmaz, ödeme avans sayılır (Yargıtay) |
| Ücrete dönüşme anı | Yalnızca fesih — son çıplak brüt ücret üzerinden (m.59) |
| Zamanaşımı | Fesihten itibaren 5 yıl (4857 Ek m.3, m.59) |
| Çalışırken zamanaşımı | İşlemez — birikmiş günler sönmez |
| Kullandırma yükümlülüğü | İşverende: esas, iznin izleyen hizmet yılı içinde kullandırılmasıdır |
| İspat yükü | İşverende — imzalı izin kayıt belgesi (m.56, Yönetmelik m.20) |
Sık sorulanlar
Yanmaz. Yıllık izin hakkından vazgeçilemez (4857 sayılı İş Kanunu m.53). Kullanılmayan günler sonraki yıllara devreder ve çalışma sürdükçe sınırsız birikir. Ücret ise yalnızca iş sözleşmesi sona erdiğinde ödenir: kalan tüm günlerin karşılığı, fesih tarihindeki son çıplak brüt ücret üzerinden tek kalemde tahakkuk eder (m.59). Sözleşmeye yazılan "yıl sonunda düşer" kayıtları geçersizdir.
Çevrilemez. 4857 sayılı İş Kanunu m.59 izin ücretini yalnızca feshe bağlar. İş ilişkisi sürerken yapılan "izin yerine ödeme" anlaşmaları izni ortadan kaldırmaz. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre çalışırken ödenen izin ücreti avans niteliğindedir: fesihte hesaplanacak izin alacağından mahsup edilir, işçinin o günleri fiilen izin olarak kullanma hakkı ise devam eder.
Sınır, iznin yaşı değil feshin tarihidir: birikmiş izinler kaç yıl öncesinden kalırsa kalsın, tamamının ücreti fesihte doğar ve fesih tarihinden itibaren 5 yıl içinde talep edilmelidir (4857 sayılı İş Kanunu Ek m.3, süre m.59 gereği sözleşmenin sona ermesiyle başlar). Çalışma devam ederken zamanaşımı hiç işlemediği için, işten ayrılmamış çalışanın hiçbir izni zamanaşımına uğramaz.
Zorundadır: yıllık izin kullandırmak işverenin yasal yükümlülüğüdür ve kanun işverene kullandırıp kullandırmama konusunda takdir tanımaz. Esas olan, her hizmet yılının izninin izleyen hizmet yılı içinde kullandırılmasıdır (4857 sayılı İş Kanunu m.56 ve Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği). İznin tarihini belirlemek ise işverenin yönetim hakkıdır: işveren birikmiş günleri planlayarak, çalışanın talebini beklemeden kullandırabilir.
İşveren tutar: 4857 sayılı İş Kanunu m.56'nın son fıkrası ve Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği m.20, çalışanların izinlerini gösteren izin kayıt belgesinin tutulmasını işverene yükler. Bu kayıt aynı zamanda ispat aracıdır — izinlerin kullandırıldığını işveren imzalı belgeyle kanıtlamak zorundadır, tanık beyanı yeterli değildir. Kayıt tutulmamışsa uyuşmazlıkta işçinin beyanı esas alınır.